Hakkımda

Hayatım boyunca tek bir yolda yürümek bana göre olmadı. Endüstri mühendisliği okudum, yazılım geliştirdim, sonra çiçeklerin arasında çalışmaya başladım. Şimdi ise ilgimi çeken her konuda yazılar yazıyorum. Planlı bir rota çizemediğim için hep rüzgarın estiği yöne savruldum ama belki de en güzel keşifler böyle yapılıyordur.

İzmir’de doğdum, İstanbul’da yaşadım ve sonra Hollanda’ya taşındım. Diller, insanlar, şehirler değişse de zihnimdeki kaos hep aynı kaldı. Düşüncelerim hiçbir zaman düzgün sıralanmaz; bazen bir konuya dalıp giderim, bazen de konudan konuya atlayarak savrulurum. Bu yüzden burası tek bir temaya sıkışmayacak, ne gelirse içimden onu yazacağım.

Bazen bir anıya takılırım, bazen hayatın içinde gördüğüm küçük detaylar üzerine düşünürüm, bazen de tamamen alakasız bir şey hakkında saatlerce yazabilirim. Bir düzen arayışım yok, sadece anlatmak istediklerimi bırakacağım bir yer istedim. İşte Savrulmalar böyle doğdu.

Ben İlke

Bazı insanlar hayatlarını planlar, listeler yapar, adım adım ilerler. Ben ise bazen bir düşüncenin peşine takılıp kilometrelerce yol yürür, bazen bir kelimenin içinde kaybolur, bazen de ne yapıyordum ben diye bakakalırım. Öngörülebilirlik mi? O bende pek yok. Konudan konuya atlayan, zihni bazen hızlanan, bazen duran ama hiçbir zaman düz bir çizgide gitmeyen biri olarak, yazılarımın da aynı ritmi taşıması kaçınılmaz.

Bu blogda net bir tema, belirli bir konsept, hatta bir mantık aramamak en iyisi. Burada bazen derin mevzulara dalarım, bazen de dünyada daha önemli meseleler varken neden market poşetleri asla düzgün katlanmaz gibi şeyleri sorgularım. Gün olur eski bir anıya takılırım, gün olur yeni bir fikrin peşinden sürüklenirim. Tıpkı zihnim gibi, burası da bazen toparlanır, bazen dağılır.

Adı üstünde: Savrulmalar. Bir yere varmaya çalışmayan, ama yine de hep bir şeylere çarpıp duran düşünceler.