Her gün haritalara bakarak yürüyen biriyim. Gideceğim yeri bilsem bile haritayı açıyorum; belki de kontrolü kaybetmekten korktuğum içindir.
Google Maps’in hafızası kusursuz. Hangi sokaklardan geçeceğimi, en kestirme yolları, trafik yoğunluğunu, hatta yürürken kaç adım atacağımı bile hesaplıyor. Ama bir şeyi bilmiyor: Benim için “ev” neresi?
Ekrana baktığımda bana kaybolmamam gerektiğini söylüyor. Ama ben en çok, haritada doğru yolda gösterildiğim halde kayboluyorum. Çünkü Google Maps’in götürdüğü yerler yalnızca adresler; oysa ev dediğimiz şey sadece bir adres değil, bir his.
Hollanda’daki huzuru seviyorum. Kanallara baktıkça sakinleşiyorum. Ama bir yandan da kendi mahallemin kaosunu özlüyorum. Yeni bir düzene alıştım, günlük hayatım yolunda. Buraya ait değilmişim gibi hissetmiyorum ama içimde hep bir eksiklik var; sanki bir şeyler tam değil. Alışmakla ait olmak arasında ince bir çizgi var ve ben o çizginin tam üzerinde duruyorum.
En çok spontane karşılaşmaları özlüyorum. Sokağa her çıktığımda tesadüfen bir arkadaşıma rastlamayı, hiç beklemediğim anda tanıdık bir yüz görmenin rahatlığını, sokakta yürürken rastgele bir muhabbete dalmayı… Hollanda’da her buluşma planlı, her görüşme önceden belirlenmiş. Rastlantı yok. İnsanlarla bir araya gelmek için haritada bir konum belirlemek gerekiyor çünkü yollar burada insanları kendiliğinden bir araya getirmiyor.
Eskiden hangi sokaktan dönsem, hangi köşeye varsam neyle karşılaşacağımı bilirdim. Şimdi ise en basit yere bile gitmek için ekrana bakıyorum. Yolları değil, sadece varış noktalarını ezberliyorum. Bazen, “Ev” olarak işaretlediğim adresi düşünüyorum. Orası gerçekten benim evim mi? Bunu düşündükçe daha çok ekrana bakıyorum.
Artık kabul ediyorum; ben bir Google Maps bağımlısıyım. Gideceğim her yer için haritayı açıyorum; belki kaybolmaktan korktuğum için, belki de alışkanlıktan. Haritaya bakarak yürümenin, yol bulmaktan çok güven hissine dönüştüğünü fark ettim. Yine de bazen yanlışlıkla eski bir adresi arama çubuğuna yazıyorum. Bazen de Google Maps’e gerçekten sormak istiyorum:
“Beni gerçekten eve götürür müsün?“
Haritalar kaybolmamı engelliyor ama ait olmamı sağlamıyor. Yeni bir şehirde yaşamak, yeni sokaklar öğrenmekten veya adresler ezberlemekten ibaret değil. Gidilecek yerleri bilmekle oraya ait olmak arasında büyük bir fark var. Ve Google Maps, ne yazık ki beni ait olduğum yere götürecek bir rota çizemiyor.






Leave a comment